Merhabalar,
Sizlere öncelikle, akvaryum serüvenimin başlangıcından söz etmek istiyorum.
Sanıyorum 4 ay önce Facebook’ta bir su kaplumbağası grubuna üye olmuştum. (Bu forumun grubundan farklı bir grup). Kaplumbağaların bakımı,hastalıkları,gereksinimlerine dair hiçbir fikrim olmadığı için, açıkçası biraz sohbet amaçlı ve sevimli fotoğraflar görmek için kaydolmuştum. Kaplumbağasının fotoğraflarını paylaşan arkadaşları görünce, özenip ben de 1-2 foto paylaşımı yaptım. Sonrasında bompa patladı : ) Oradan bir arkadaşımız; “kaplumbağa burada mı yaşıyor, yeterli su alanı yok, ısıtıcı yok, kurualanı yok?”diye bir sürü şey sıraladı. Hani birden hiç bilmediğin bir gerçeğin yüzüne çarpılması mı denir, yoksa inanamama süreci mi yaşadım denir, ben de bilemiyorum..
Sonuçta elimde 15 yaşında ve kocaman bir kaplumbağa var. Ama o da ne? Grupta konuştukça, ben aslında kaplumbağamın hiç de olması gerektiği boyutta olmadığını, yemek yememesinin kışla bir alakası olmadığını anlıyorum. Ve kabuğunun deformasyona uğradığını, yanlış beslenme yapıldığını, yerlerde gezmemesi gerektiğini, su hacminin, ısıtma lambasının, uvb lambasının önemini.. Bilgiler yağıyor da yağıyor. Bakıyorum ki sahiden, kaplumbağada tuhaflıklar var. Suyundan hep kaçmak istiyor ama ben bunun suyun soğukluğundan(ona göre soğuk) olduğunu ve kurualanı olmamasından kaynaklandığını hiç düşünmemiştim tabi ki. Veya kabuğunun normalde büyüdükçe bu şekli aldığını sanıyordum.
Tabi benim şanssızlığım, çevremde pek kaplumbağa besleyen olmaması, olanlarınsa zaten bu boya ve yaşa bile gelememiş olması. Haliyle, kaplumbağamı normal hatta iyi gelişmiş sanıyorum.
Ciddiye almama / inanamama / inanıp huzursuz olma / vicdan yapma aşamalarından sonra, forumdaki o arkadaşın yönlendirmesiyle, sanıyorum Şubat başlarında bu siteye üye oldum. Bilgilerim arttıkça, bir anlamda üzüntüm de arttı. Ama başarıp başaramayacağımı hatta nerden nasıl başlayacağımı dahi bilemiyordum. Ancak buradaki arkadaşların sıcak yaklaşımları ve gerçekten kaplumbağanın sağlığı konusunda özverili şekilde forumdaki yazılarını gördükçe, manevi anlamda güçlü hissetmeye başladım ve hayvanın hayatını kurtarmaktan ayrı olarak, bunun hakkını vermek durumunda hissettim kendimi. Yoksa o emeklere, ayrılan zamanlara yazık olurdu..
45*30*10 ve içinde az sudan başka bir şey olmayan eski plastik kabı yok ettim öncelikle. Geçici olarak 61*45*23 lük tekerlekli bir plastik kap aldım. Eskiye göre ilk başta gözüme kocaman geldi. Ama ekipmanları almaya başladıkça, aldığım kabın da ufacık bir alanı kaldığına şahit oldum. İlk ısıtıcı aldım ve kaplumbağam nerdeyse bir gün boyunca patilerini çekmedi üzerinden. Nerdeyse 1 aydır yemek yemezken, çok şükür anında yemeğe başladı. Tabi bu arada Tetra yem de aldım. Sonra iç filtre alındı, sonra da başına bir masa lambası aldım. Beşiktaş sahilden arakladığım taşları koydum. Her zamanki gibi kapris yaparak neredeyse 2 hafta hiç çıkmadı taşlara : ) Sonra alıştı ve baktım ki kaplumbağa hiçbir şekilde kabından kaçmak istememeye başladı. Bu arada yemlerin sayısını arttırdım. Forumdaki arkadaşları türlü türlü sorulara boğdum : ) Ama onlar canla başla yardımcı olmaya devam ettiler. Şartların düzelmesinin olumlu etkileri vardı ama bir şeyler eksikti. Yüzme alanının darlığından kaynaklanan yaralar oluşmaya başladı. İlk başta mikrobik sandık ve her sıkıntıda olduğu gibi yine forumdaki arkadaşlarla fikir alışverişinde bulunduk durduk ama yeterli olmadı. AEK adlı üyemizin ulaşım konusundaki yardımı ile ilk kez bir veterinere götürdüm kaplumbağamı. O da, aslında forumdaki arkadaşların ilk günden söylediği şekilde,yüzme alanının yeterli olacağı bir akvaryumun şart olduğunu doğruladı. Ve o an, 3 aylık süreçte yaptığım şeylerin, ancak günü kurtarmak olduğunu ve böyle gitmeyeceğini gördüm. “Fazla akvaryum ve ekipmanı olan var mı?” adlı ilk konumda, en baştan akvaryum gelene dek tüm yazışmalarımız ve gelişmeleri, kısaca benim aydınlanma ve kaplumbağamın bir nevi kurtuluş öykülerimizi bulabilirsiniz. Buraya en yalın şekli ile yazmak istedim, unuttuğum bir sürü sıkıntı ve aldığım bir sürü yardım orada detaylı olarak görünmektedir. Bu anlamda, yeri gelmişken altını çizmek isterim ki, forumla hiçbir alakam olmadan ve kimseyi tanımadan geldiğim bu sitede, her sorumun cevabını en iyi, en içten ve en ilgili şekilde ve en kısa sürede (geç saatlerde olsa bile) almışımdır. Referans olarak bu ilk ve en uzun konumu verebilirim, arkadaşların ne kadar özverili ne kadar yardımsever ve iyi niyetli olduklarının ispatıdır. Bunun tersi olarak forumda son günlerde çıkan 1-2 yazıya istinaden, bu vurguyu yapmak istedim. Saygılı yaklaşım, her zaman hak ettiği saygıyı bulur. Ben tüm özverili yaklaşımları ve kaplumbağamı bugüne getirmeme yardımcı oldukları için,yanımda oldukları için, tüm arkadaşlara sonsuz saygı duyuyorum ve tekrar teşekkürlerimi iletiyorum.
Şimdi gelelim bugüne : )
Forumu yakından takip eden arkadaşlarımızın da bildiği üzere, 15 yaşında bir kaplumbağam var ve bir süre önce, uzun zamandır onu kavuşturmanın hayalini kurduğum akvaryumuma kavuştum. Aslında 11 Mayıs’ta geldi ancak ben ancak yazıya dökebildim. Öncelikle o gün, benim doğumgünümdü. Ve önceden planlamadığım şekilde, teslimatı o güne denk geldi ve kendi kendime aldığım doğumgünü hediyem oldu : )
Fotoğraflarını birazdan paylaşacağım akvaryumumdan kısaca bahsetmek istiyorum. Mas Akvaryum Sistemleri tarafından yapıldı. Boyutları 100*50*50 ve 10 mm rodajlı cam ve üzerinde eklenen rampalı kurualanın boyutları 40*45,5*30 ve 8 mm cam olarak tasarlandı.Akvaryumun taban ve üst kısımda koruma kuşakları var.Altında da 2 kapaklı dolabı mevcut.
Kaplumbağam büyük olduğundan; rahat çıkması ve kenarlardan da kaymaması için, kuru alan girişi geniş tutuldu ve rampa kenarındaki camlar da yüksek bırakıldı.
Kurualan ve rampa, özellikle yassı yaprak şeklinde olanların seçildiği serpantin taşların yapıştırılması ile oluşturuldu. Akvaryumun içine şimdilik 2 taş koydum. Biri yeşil cam kaya biri de deniz kenarından doğal bir taş. Belki ilerde mango kökü ve bitkilerle, yeniden dizayn edeceğim.
Akvaryumun tabanı için 39,4 kg silis kum kullandım. Derecenin yeri sol alt taraftı ancak kumları eşelemeyi sevdiği ve yakınında bulununca ısırdığı için, sağ üst tarafa aldım.
Yeni aldığım; Tetra Ex 1200 dış filtremi dolabın sol gözünde tutuyorum ve Jbl ProTemp 200w ısıtıcımı da akvaryumun arka tarafında ortaladım.
Kuru alan üzerinde, sağdaki Massive marka mandallı ısıtma lambasını,içindeki Ecolite Halosoft 52w ampul ile kullanıyorum. Sol taraftaki Horoz marka (HL067) mandallı lambayı ve içindeki Exo Terra Reptile Uvb 100 ampulü yeni aldım, böylece yeni akvaryuma geçişle beraber, hayati eksikler tamamlanmış oldu.
Yalnız Uvb lambasında, ampul ağır ve uzun olduğu için aşağıya çekme oldu. Camın bir ucuna da yaslamak istemedim, çünkü hem kaplumbağam cama abanınca uzanabiliyor hem de sarsıntı vb riskleri düşünüp korktum. Şimdilik geçici bir çözüm buldum. Lambayı, plastik bir kutuya mandallayıp, içine de, kaymaması açısından gözlük kabı sıkıştırdım. (Evde, duvarla akvaryum arasındaki mesafeye uyan tek şey bu olduğu için). Böylece, hem lamba biraz yükselmiş oldu hem de kayma riski kalmadı. Daha iyi bir çözüm için önerileriniz olursa memnun olurum.
Bu arada su bulanık değil. Fotoğraf makinesi yazlığa gittiği için, cep telefonu ile görüntü aldım. Odanın ışığından kaynaklanan bir loşluk var gibi.
Tüm o süreçlerden sonra bugünlere gelmenin,kaplumbağamı akvaryumuna kavuşturmanın manevi huzurunu sizlere anlatamam. Kurualana direk adapte oldu kendisi ve suyu bulunca da yüzmesi arttı. Yem yeme kısmında bazı sıkıntılarımız oldu ilk günler ama o da (gıyaben tanıyanlar bilir) kendisinin yeni ortama geçişteki kaprislerinden ibaretti. Şuan çok şükür, ayırt etmeksizin tüm yemleri yiyor (Herbivor’u bile
)
Sizlere diyeceğim şu ki; imkanınız varsa direk olarak ömürlük boyda akvaryum üzerine yoğunlaşın. Çünkü plastik kap veya küçük akvaryumla sorunlarınız tam olarak hiçbir zaman giderilmeyecek maalesef. Böylece, daha önce aldığınız, küçük akvaryuma uygun ekipman da çöp olmaz. Ben bu anlamda biraz zarara uğradım, bu yüzden sizinle özellikle paylaşmak istedim deneyimimi. Ama tabi ki, hiçbir şey yapamamaktansa, geçici olarak da olsa en az 80 litrelik plastik kaplar kullanmanız hayvanların en azından yüzmesine yardımcı olur. Isıtıcı ve diğer ekipmanların önemi zaten "Su kaplumbağası bakım kılavuzu" konusunda yeteri kadar açıklanmış.
Emeği geçen herkese ve akvaryum yaptırılması sürecindeki desteğinden ötürü ayrıca ve özellikle AEK’e çok çok teşekkür ederim.
Sevgiler.
Berrak
Sizlere öncelikle, akvaryum serüvenimin başlangıcından söz etmek istiyorum.
Sanıyorum 4 ay önce Facebook’ta bir su kaplumbağası grubuna üye olmuştum. (Bu forumun grubundan farklı bir grup). Kaplumbağaların bakımı,hastalıkları,gereksinimlerine dair hiçbir fikrim olmadığı için, açıkçası biraz sohbet amaçlı ve sevimli fotoğraflar görmek için kaydolmuştum. Kaplumbağasının fotoğraflarını paylaşan arkadaşları görünce, özenip ben de 1-2 foto paylaşımı yaptım. Sonrasında bompa patladı : ) Oradan bir arkadaşımız; “kaplumbağa burada mı yaşıyor, yeterli su alanı yok, ısıtıcı yok, kurualanı yok?”diye bir sürü şey sıraladı. Hani birden hiç bilmediğin bir gerçeğin yüzüne çarpılması mı denir, yoksa inanamama süreci mi yaşadım denir, ben de bilemiyorum..
Sonuçta elimde 15 yaşında ve kocaman bir kaplumbağa var. Ama o da ne? Grupta konuştukça, ben aslında kaplumbağamın hiç de olması gerektiği boyutta olmadığını, yemek yememesinin kışla bir alakası olmadığını anlıyorum. Ve kabuğunun deformasyona uğradığını, yanlış beslenme yapıldığını, yerlerde gezmemesi gerektiğini, su hacminin, ısıtma lambasının, uvb lambasının önemini.. Bilgiler yağıyor da yağıyor. Bakıyorum ki sahiden, kaplumbağada tuhaflıklar var. Suyundan hep kaçmak istiyor ama ben bunun suyun soğukluğundan(ona göre soğuk) olduğunu ve kurualanı olmamasından kaynaklandığını hiç düşünmemiştim tabi ki. Veya kabuğunun normalde büyüdükçe bu şekli aldığını sanıyordum.
Tabi benim şanssızlığım, çevremde pek kaplumbağa besleyen olmaması, olanlarınsa zaten bu boya ve yaşa bile gelememiş olması. Haliyle, kaplumbağamı normal hatta iyi gelişmiş sanıyorum.
Ciddiye almama / inanamama / inanıp huzursuz olma / vicdan yapma aşamalarından sonra, forumdaki o arkadaşın yönlendirmesiyle, sanıyorum Şubat başlarında bu siteye üye oldum. Bilgilerim arttıkça, bir anlamda üzüntüm de arttı. Ama başarıp başaramayacağımı hatta nerden nasıl başlayacağımı dahi bilemiyordum. Ancak buradaki arkadaşların sıcak yaklaşımları ve gerçekten kaplumbağanın sağlığı konusunda özverili şekilde forumdaki yazılarını gördükçe, manevi anlamda güçlü hissetmeye başladım ve hayvanın hayatını kurtarmaktan ayrı olarak, bunun hakkını vermek durumunda hissettim kendimi. Yoksa o emeklere, ayrılan zamanlara yazık olurdu..
45*30*10 ve içinde az sudan başka bir şey olmayan eski plastik kabı yok ettim öncelikle. Geçici olarak 61*45*23 lük tekerlekli bir plastik kap aldım. Eskiye göre ilk başta gözüme kocaman geldi. Ama ekipmanları almaya başladıkça, aldığım kabın da ufacık bir alanı kaldığına şahit oldum. İlk ısıtıcı aldım ve kaplumbağam nerdeyse bir gün boyunca patilerini çekmedi üzerinden. Nerdeyse 1 aydır yemek yemezken, çok şükür anında yemeğe başladı. Tabi bu arada Tetra yem de aldım. Sonra iç filtre alındı, sonra da başına bir masa lambası aldım. Beşiktaş sahilden arakladığım taşları koydum. Her zamanki gibi kapris yaparak neredeyse 2 hafta hiç çıkmadı taşlara : ) Sonra alıştı ve baktım ki kaplumbağa hiçbir şekilde kabından kaçmak istememeye başladı. Bu arada yemlerin sayısını arttırdım. Forumdaki arkadaşları türlü türlü sorulara boğdum : ) Ama onlar canla başla yardımcı olmaya devam ettiler. Şartların düzelmesinin olumlu etkileri vardı ama bir şeyler eksikti. Yüzme alanının darlığından kaynaklanan yaralar oluşmaya başladı. İlk başta mikrobik sandık ve her sıkıntıda olduğu gibi yine forumdaki arkadaşlarla fikir alışverişinde bulunduk durduk ama yeterli olmadı. AEK adlı üyemizin ulaşım konusundaki yardımı ile ilk kez bir veterinere götürdüm kaplumbağamı. O da, aslında forumdaki arkadaşların ilk günden söylediği şekilde,yüzme alanının yeterli olacağı bir akvaryumun şart olduğunu doğruladı. Ve o an, 3 aylık süreçte yaptığım şeylerin, ancak günü kurtarmak olduğunu ve böyle gitmeyeceğini gördüm. “Fazla akvaryum ve ekipmanı olan var mı?” adlı ilk konumda, en baştan akvaryum gelene dek tüm yazışmalarımız ve gelişmeleri, kısaca benim aydınlanma ve kaplumbağamın bir nevi kurtuluş öykülerimizi bulabilirsiniz. Buraya en yalın şekli ile yazmak istedim, unuttuğum bir sürü sıkıntı ve aldığım bir sürü yardım orada detaylı olarak görünmektedir. Bu anlamda, yeri gelmişken altını çizmek isterim ki, forumla hiçbir alakam olmadan ve kimseyi tanımadan geldiğim bu sitede, her sorumun cevabını en iyi, en içten ve en ilgili şekilde ve en kısa sürede (geç saatlerde olsa bile) almışımdır. Referans olarak bu ilk ve en uzun konumu verebilirim, arkadaşların ne kadar özverili ne kadar yardımsever ve iyi niyetli olduklarının ispatıdır. Bunun tersi olarak forumda son günlerde çıkan 1-2 yazıya istinaden, bu vurguyu yapmak istedim. Saygılı yaklaşım, her zaman hak ettiği saygıyı bulur. Ben tüm özverili yaklaşımları ve kaplumbağamı bugüne getirmeme yardımcı oldukları için,yanımda oldukları için, tüm arkadaşlara sonsuz saygı duyuyorum ve tekrar teşekkürlerimi iletiyorum.
Şimdi gelelim bugüne : )
Forumu yakından takip eden arkadaşlarımızın da bildiği üzere, 15 yaşında bir kaplumbağam var ve bir süre önce, uzun zamandır onu kavuşturmanın hayalini kurduğum akvaryumuma kavuştum. Aslında 11 Mayıs’ta geldi ancak ben ancak yazıya dökebildim. Öncelikle o gün, benim doğumgünümdü. Ve önceden planlamadığım şekilde, teslimatı o güne denk geldi ve kendi kendime aldığım doğumgünü hediyem oldu : )
Fotoğraflarını birazdan paylaşacağım akvaryumumdan kısaca bahsetmek istiyorum. Mas Akvaryum Sistemleri tarafından yapıldı. Boyutları 100*50*50 ve 10 mm rodajlı cam ve üzerinde eklenen rampalı kurualanın boyutları 40*45,5*30 ve 8 mm cam olarak tasarlandı.Akvaryumun taban ve üst kısımda koruma kuşakları var.Altında da 2 kapaklı dolabı mevcut.
Kaplumbağam büyük olduğundan; rahat çıkması ve kenarlardan da kaymaması için, kuru alan girişi geniş tutuldu ve rampa kenarındaki camlar da yüksek bırakıldı.
Kurualan ve rampa, özellikle yassı yaprak şeklinde olanların seçildiği serpantin taşların yapıştırılması ile oluşturuldu. Akvaryumun içine şimdilik 2 taş koydum. Biri yeşil cam kaya biri de deniz kenarından doğal bir taş. Belki ilerde mango kökü ve bitkilerle, yeniden dizayn edeceğim.
Akvaryumun tabanı için 39,4 kg silis kum kullandım. Derecenin yeri sol alt taraftı ancak kumları eşelemeyi sevdiği ve yakınında bulununca ısırdığı için, sağ üst tarafa aldım.
Yeni aldığım; Tetra Ex 1200 dış filtremi dolabın sol gözünde tutuyorum ve Jbl ProTemp 200w ısıtıcımı da akvaryumun arka tarafında ortaladım.
Kuru alan üzerinde, sağdaki Massive marka mandallı ısıtma lambasını,içindeki Ecolite Halosoft 52w ampul ile kullanıyorum. Sol taraftaki Horoz marka (HL067) mandallı lambayı ve içindeki Exo Terra Reptile Uvb 100 ampulü yeni aldım, böylece yeni akvaryuma geçişle beraber, hayati eksikler tamamlanmış oldu.
Yalnız Uvb lambasında, ampul ağır ve uzun olduğu için aşağıya çekme oldu. Camın bir ucuna da yaslamak istemedim, çünkü hem kaplumbağam cama abanınca uzanabiliyor hem de sarsıntı vb riskleri düşünüp korktum. Şimdilik geçici bir çözüm buldum. Lambayı, plastik bir kutuya mandallayıp, içine de, kaymaması açısından gözlük kabı sıkıştırdım. (Evde, duvarla akvaryum arasındaki mesafeye uyan tek şey bu olduğu için). Böylece, hem lamba biraz yükselmiş oldu hem de kayma riski kalmadı. Daha iyi bir çözüm için önerileriniz olursa memnun olurum.
Bu arada su bulanık değil. Fotoğraf makinesi yazlığa gittiği için, cep telefonu ile görüntü aldım. Odanın ışığından kaynaklanan bir loşluk var gibi.
Tüm o süreçlerden sonra bugünlere gelmenin,kaplumbağamı akvaryumuna kavuşturmanın manevi huzurunu sizlere anlatamam. Kurualana direk adapte oldu kendisi ve suyu bulunca da yüzmesi arttı. Yem yeme kısmında bazı sıkıntılarımız oldu ilk günler ama o da (gıyaben tanıyanlar bilir) kendisinin yeni ortama geçişteki kaprislerinden ibaretti. Şuan çok şükür, ayırt etmeksizin tüm yemleri yiyor (Herbivor’u bile
Sizlere diyeceğim şu ki; imkanınız varsa direk olarak ömürlük boyda akvaryum üzerine yoğunlaşın. Çünkü plastik kap veya küçük akvaryumla sorunlarınız tam olarak hiçbir zaman giderilmeyecek maalesef. Böylece, daha önce aldığınız, küçük akvaryuma uygun ekipman da çöp olmaz. Ben bu anlamda biraz zarara uğradım, bu yüzden sizinle özellikle paylaşmak istedim deneyimimi. Ama tabi ki, hiçbir şey yapamamaktansa, geçici olarak da olsa en az 80 litrelik plastik kaplar kullanmanız hayvanların en azından yüzmesine yardımcı olur. Isıtıcı ve diğer ekipmanların önemi zaten "Su kaplumbağası bakım kılavuzu" konusunda yeteri kadar açıklanmış.
Emeği geçen herkese ve akvaryum yaptırılması sürecindeki desteğinden ötürü ayrıca ve özellikle AEK’e çok çok teşekkür ederim.
Sevgiler.
Berrak